İstanbul’da kalamadığım zamanlar devam ediyor. Bu haftanın başında minik bir aile terapisinin ardından Bla Bla Car’dan bir yol arkadaşı bularak rotamı Kuzey Ege’ye çevirdim.

Canakkale yolu

Canakkale yolu

3 gün boyunca Çanakkale’nin minik beldesi Bayramiç’te yaşayan çok sevdiğim bir dostumu ziyaret ettim. Bu ziyaretin amacı biraz dağ/orman havası almak, biraz da farklı bir dünyayı tanımaktı. O dünya aslında şehirden uzaklaşan ve daha sıradan, daha doğal ve tamamen kendi emeklerini ortaya koydukları hayatı yaşamak isteyen bir grup gencin çabası ile ortaya çıkan bir yaşam alanı. Hani o sıkıldım şehirden köye yerleşeceğim, organik domates yetiştireceğim yeter ulan diyen güruh için, bu belki sizsiniz, bu bazen benim, gözlemlediklerimi aktarmak istediğim bir yazı hazırlamak çok doğru geldi.

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Konunun detayına inenler zaten birçok çok iyi kaynaktan beslenerek, kurslar alarak ya da kitaplar okuyarak perma kültürün aşamalarına hakim oluyor gitmeden. Ben ise bu hayali gerçekleştirmeye çalışan bir grup insan ile ilgili gözlemimi anlatacağım sadece. Bu yazıda bilgi yok çünkü bilmiyorum, bu yazıda 3 kelime ile harekete geçenlerin hayatı var. Belki sizi bu yola biraz daha yakınlaştırır, belki uzaklaştırır. Ama en azından söylenmekten bir adım ötesini görmek için umarım besleyici olur. (çok söylenen bir nesiliz kabul edin)

İşte şehirden ve aslında iyi kazandıkları mesleklerinden uzaklaşarak köylü olan, üretim yapan insanların aslında 3 kelime ile sınırlandırılamayacak ama blogun konsepti gereği sınırlamak zorunda kaldığım hayatlarının özeti:

EMEK

Domates öpücükle büyümüyor. Organik gübre sihirle ortaya çıkmıyor ya da koyunların sulakları abra cadabra diyerek dolmuyor. 6 nüfuslu bir evde her sabah bazen saat 6’da, bazen 6 buçukta, en geç 7’de herkes ayakta oluyor. O günün evcisi (yemek, bulaşık vb… işlerin sorumlusu) kahvaltıyı hazırlıyor. Ardından minik bir toplantı ile günün işleri konuşulup herkes işinin başına geçiyor. Bu işler bitkilerin sulanması, ev inşaatı, hayvanların bakımı/beslenmesi, ihtiyaç halinde alışveriş, ilk çıklan mahsulün kontrolü, yeni nesil için doğru mahsulün işaretlenmesi, farklı teknikle aynı tohumun hangisinin daha iyi olacağının testi (A/B testi tabiri caizse), koyunların gölgeye çekilmesi, su deposunun kontrolü, tamiri, kapı gıcırtısına çözüm, ev temizliği gibi daha nicelerini yazabileceğim işler silsilesi. Bu işleri yaparken beyaz eşya yok, su kısıtlı ve hava 40 dereceydi. İnanılmaz bir disiplin ile herkes karınca gibi çalışıyordu. Hiçbir şeyi yapmayı unutmuyor musunuz diye sorduğumda, o an hatırlayanın hemen yaptığı cevabını aldım. Kimse komut beklemiyor, kimse somurtmuyor, kimse iş az/çok kavgasında değil ve herkes çok ama çok yoruluyor. Akşam 8-8:30 gibi gün ışığı kaybolduğunda yorgun argın paydos ediliyor ve kimse söylenmiyor. Çünkü herkesin amacı aynı, çocukları gibi bakıp, emek verdikleri sistemin çalışabilir duruma gelmesi. Sen, ben yok, biz var. Senin işin, benim başarım yok, ortak bir emek var. Günün sonunda kazandıkları şey para değil, hayallerindeki mahsule yaklaşmanın mutluluğu. Yani kimse Survivor’daki ruh hastası Nagehan gibi değil 🙂

Dış görünüşün bir önemi yok, moda ya da kalıplar yok. Çok hareketli çalışıldığı için genelde şalvar giyiliyor. Her an çamaşır yıkayamadıkları için çalışma kıyafetleri ayrı tutuluyor.

Yoğun çalışmanın molası çay ya da kahve. E tabi bazen de komik hayvan videoları, her Pazartesi Game of Thrones. İnternet mükemmel çekmiyor, onu kullanmak bile emek istiyor, en azından benim için öyle oldu hehe.

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Eller bolca yaralanıyor, nasırlaşıyor. Sinekler bacakları yiyor, en sevdikleri yer ise bilekler. Benim yanağıma iki öpücük bile kondurdurlar 🙂 Yaraların kürleri organik kremler, denedim, %100 çalışıyor 🙂

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Bir yere gitmek bile emek işi. Önce araziyi ana yola bağlayan aşırı engebeli yol geçiliyor, ardından, örneğin piknik için gidilen şelaleye küçük de olsa engebeli bir patikadan geçilerek varılıyor. Doğa diyor ki ben emek isterim, çalıştığında da, dinlendiğinde de varlığımı sonuna kadar hissedeceksin.

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Kısaca kendi kurallarını kendilerinin belirlediği hayatları için çok ama çok emek harcıyorlar.

Ve hayır, bahçecilik kolay iş değil, ve hayır, insanlar kendi başlarına ev inşa edebilir.

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

SABIR

Şehirler arası yollarda gördüğünüz dönüm dönüm araziler, o arazilerde yetişmiş koca koca meyveler ve sebzeler %100 tarım ilaçlı, hormonlu, yani inorganik büyüyen ürünler. Organik tarım, gerçek bir emek yanında bir de sabır işi. Hem de peygamber sabrı.

Yetişen bir salatalık görüp hiç duygulandınız mı? Ben 3 günde duygulandım.

Tüm o meyveyi/sebzeyi kandıran, kimyası ile oynayan takviyeler olmadan ürünün tutması, yerini sevmesi, suyunu yeterli bulup bulmaması durmak bilmez bir gözlem gerektiriyor. Her gün ekililere bakılıyor, açacak bir çiçek, verilecek bir meyve ya da çiçekleri dölleyecek arılar büyük sabır ve gözlemle bekleniyor.

Tabi bunun yanında araştırmalar da cabası.

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Beklenen sadece o değil, mesela alışveriş günü de bekleniyor. Soğuk tüketilebilecek ürünleri yiyebilmek için. Çamaşır günü bekleniyor, kahvenin yavaşça demlenmesi bekleniyor, dolunay bekleniyor, kedilerin o fareyi yakalaması bekleniyor. El yapımı biraların hazır olması bekleniyor, karpuzun akarsuda soğuması bekleniyor. Ama mesela maaş günü beklenmiyor. Faturanın son günü ya da boş metrobüs beklenmiyor. Sabır taşları sağlam çünkü ona kendi emekleri, kendi mutlulukları için ihtiyaçları var, ne bir eksiği ne de bir fazlası.

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

GERİ DÖNÜŞÜM

Ekmek kırıntılarınız nereye gidiyor? Peki yemek artıklarınız? Peki ya kakanız? Vallahi soruyorum, hiçbir fikriniz var mı? Peki bu saydıklarımın faydaları hakkında hiçbir fikriniz var mı?

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Atmamak, dönüştürmek bu döngünün bir parçası. Ekmek kırıntıları kuşlara ait, yemek artıkları bokashi denen bir yöntemle sirkeye, oradan bitki köklerine gidiyor. Gelelim insan dışkısına; bir hayvan olduğumuzu unutmadan bizim de gübremizin bitkilerin yetişmesine katkı sağladığını aslında gururla söyleyebilirim. Yöntemleri hakkında uzmanlar konuşsun, ben sadece bir kanalizasyon veya foseptik çukuru olmadığını söyleyebilirim.

Geri dönüşüm iyidir, dönüştürmek sadece plastiklerle camları ayırmak değildir. Bunu öğrendığım için mutluyum.

Özet geçelim; rahat koltuklar, tatmin olunamayan mutsuz hayatlar VS insanüstü bir çalışma ile kafanı yastığa koyduğunda verdiği mutluluk hissi. Kararlar, tercihler yargılanamaz, herkes mutlu olduğu şekliyle yaşasın ama herkes artık lütfen mutlu yaşasın 🙂

MUTLU BİR GÜN DİLEĞİYLE

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic

Canakkale Bayramic