Her fotoğrafımın köşesinden tatlı tatlı gülümseyen, benimle dünyaları görmüş bir yol arkadaşım var: kırmızı çantam.

Bu çantayı kamp malzemeleri satan bir marketten 5 TL’ye aldım. Tüm yol boyunca içi onlarca şey ile doldu-taştı ama bana mısın demedi. 5 TL’lik bu çanta tam 7 aydır sapasağlam duruyor, bir eşyaya değer vereceksem, o budur. Size onu yazmak istedim. Ülke ülke içindeki başlıca must-have’ler aşağıdaki yazıda, iyi okumalar:)

BOTSWANA

Botswana’nın Maun şehrindeyim ve içim kıpır kıpır. Birazdan büyülü perilerin dolaştığı (siz su örümceği de diyebilirsiniz) Okavango Deltası’nda bir günlük yolculuğum başlayacak. Sonsuz sessizliği bozan tek şey içinde oturduğum kanonun sakince ilerlediği su. Yolda doğanın en agrasif  çocuğu birkaç hipopotamı görüyoruz. Ardından soğukkanlı sinsi onlarca timsahın yanından geçiyoruz. Çantama bakıyorum, tüm heyecanlarımı yanımda getirmişim. Not almak için kalem kağıdım da burada. Kano arkadaşım, bir diğer couchsurfer Karolina huzurdan uyumuş bile. Kalem kağıdımı çıkarıyorum, ilham perilerime bakıyorum (siz tekrar su örümceği diyebilirsiniz), yazmaya başlıyorum.

ZIMBABWE

Onlarca izleme noktası olan dev bir parkın içinde sadece 1 saatim var; Victoria Falls Doğal Parkı’nda büyülü şelaleyi izlemeye geldim. Çantama bakıyorum, yanımda korkularımı getirmişim. Bir de su ve sinekkovar. Şelale 100 metre yüksekliğinde ve kısa zaman sonra en ucunda yüzeceğim. Yürüdükçe çantam hafifliyor, korkularım azalıyor. Şelalenin büyük bir gürültüyle akan tatlı suyu etrafa zerreler şeklinde yayılmış, bu sıcak havada iyi geliyor. Ama yetmiyor tabi, Afrika’da çantanızda su olmadan aman dolaşmayın. Kanınız tatlıysa sinekkovarı da unutmayın.

TANZANYA

Hava çok sıcak, çok nemli. Yapış yapış tropikal iklimin tam ortasındayım. Burası Tanzanya’nın güzel adası Zanzibar. Çantama bakıyorum, içi sevgi dolu. Çocuklara dağıtmak için getirdim. Bir de nazar boncukları var. Hepsi o kadar güzel ki her gördüğüm çocuğa bir tane takıyorum. Bu ada acı dolu, temiz suya erişemeyen köylerle dolu. Kirli suyun sebep olduğu bakterilerden şişmiş karınlarıyla her taraf çocuk kaynıyor. Ha, bir de maymun kaynıyor tabi. Aslında yapmamam gerek ama onlar için de atıştırmalık muz taşıyorum. Buradaki muzlara mandalina aşılıyorlar, bence tadı efsane oluyor.

KAMBOCYA

Dunyanın en görkemli yapılarından birinin vatanına geldim. Angkor Wat. Çantamda şal var, çünkü tapınağa şortla girmek amatörlerin işi. Bir de dolar taşıyorum, Kamboçya’da en geçerli para birimi bu.

TAYLAND

Tayland; adası bitmez memleket. Ben sadece deniz tatili mekanı sanarken bir de baktım doğal park fışkırıyor her yerden. Çantamda dev bakir ormanların içinden gelen sesleri kaydetmek için kayıt cihazı var. Ha bir de dünyanın en güzel manzaralarını keşfetmek için şnorkel. Yürüyorum durmadan; yollar, tepeler, dağlar, okyanus, parklar ve kumsallarda. Ben yürüdükçe Tayland bitmiyor.

ENDONEZYA

Bir diğer canım adalar ülkesi. Burada beni ve Sheldon’ı ünlü sanıyorlar, her yerde fotoğraf çektiriyoruz. Çantamda tentürdiyot var çünkü amatör bir motor sürücüsüyüm, iki defa kaza yaptım. Ama yanlarım ağrırken bile mutluyum. Çantamda bir de harita taşıyorum, keza google maps dünyanın en iyi performansını göstermiyor buralarda.

SINGAPUR

Büyük bir şehirden oluşan küçük bir ülke Singapur. Avrupa’nın bir parçasını koparıp Güney Doğu Asya’ya dikmişsiniz gibi. Çantamda yağmurluk var keza mevsimi geldi. Bir de epey para var, burası Güney Doğu Asya’nın en pahalı ülkesi.

GÜNEY AFRİKA

Hayatımda en sevdiğim ülkelerden biri Güney Afrika. Tam 3 ayımı bu güzel ülkede geçirdim, bir daha olsa, bir daha geçiririm. Çantamda aşk, heyecan var, Sheldon ile burada tanıştık. Ha bir de bira var, çıktığım onca tepenin sonunda bir ödülü hak ediyordum çünkü.

ZAMBIA

Seyahatin en zor günlerinden ilkini geçirdiğim ülke burası, gerçek anlamda ilk defa sokakta kaldığım yer. Her şeyin hallolması gibi bu da halloldu. Çantamda mango var, çünkü Zambia’nın her yerinde mango var. Yolda yürürken kafanıza mango düşüyor. Ülke mangolar kadar bereketli olmasa da turizm ile kendini döndürüyor. Yanımda bir de el fenerim var, Zambezi nehrinin kenarında kamp yaparken en yakın arkadaşım bu fener oluyor.

Tekrar edelim: Çantamdakiler heyecanlarım, kalem-kağıdım, korkularım, su, sinekkovar, sevgi, muz, şal, kayıt cihazı, şnorkel, yağmurluk, tentürdiyot, harita, aşk, bira, mango, el feneri. Bence fena değil. Siz çantanızda neleri taşıyorsunuz?