Dar es salaam: Huzur Şehri

Zanzibar’in ardından Tanzanya’nın en büyük şehri Darusselam’dayım. Buraya ilk geldiğimde şöyle tanımlamıştım; İstanbul’dan tüm güzellikleri çıkar, al sana bu şehir. Yanılmışım.

Zanzibar’daki o yavaş ve rahat hayatın ardından Dar, kozmopolit yapısı ve şehir olmasının verdiği telaş sebebiyle bende soğuk su etkisi yarattı. O kaostan kurtulup misafiri olduğumuz Bilal, endüstriyel bir alanda ama güzel bir evde yaşıyordu ve biraz nefes almama yardımcı oldu. Geriye dönüp düşündüğümde şu sonucu çıkarıyorum. Nerede yaşadığınız hayattan ne istediğinizle çok bağlantılı. Pakistan’dan çalışmaya gelen Bilal, kariyer istemese sanırım burda yapamazdı.

Dar ekonominin gelişmekte olduğu bir şehir, bu sebeple dünyanın çeşitli yerlerinden birçok expat burada yaşıyor. Hayatları tamamen izole. Şehrin merkezinden uzakta, temiz sokakları olan korunaklı, güzel ve çok pahalı evlerde yaşıyorlar. Şehrin yerlilerinin bulunduğu yerlere yaptığım ziyaretlerde gördüğüm yabancı sayısı 10’u geçmedi. Bunun sebebi, şehrin melek ve şeytan yanları en samimi şekliyle aşağıda, keyifli okumalar:)

1

BİRBİRİNDEN AYRIŞAN SEMTLER

Dar’da gittiğiniz her semtin çok farklı bir etkisi var. Şehre adım attığımız Kariakoo tam bir Salı pazarı karmaşasında. Şehrin görebileceğiniz çoğu tarihi binası da aynı zamanda burada. Farklı mimarisiyle St. Joseph Kilisesi ve saat kulesi bunlardan ikisi. Tüm caddelerde görebileceğiniz ortak şey seyyar satıcılar. Karikoo’dan feribotla Kigamboni’ye geçtiğinizde dünya biraz değişiyor. Burayı Darüsselam’ın sayfiye yeri gibi düşünebilirsiniz. Mikadi Beach’e giderek şehrin yerlileriyle birlikte yiyip-içebilir, yüzebilir, güzel vakit geçirebilirsiniz.

Darusselam

Mikadi Beach

Darusselam

Darusselam

Şehrin endüstriyel semti Mikocheni, orta ve orta üst sınıf expatların evlerinin bulunduğu alan. Burada yollar çok kötü ama yaşam güzel. Kaymak tabakanın bulunduğu Masaki ise şehrin yat kulübünün, en pahalı otellerinin, en görkemli düğünlerinin, en fancy restoranlarının bulunduğu bir yarımada.

Hepsinin farklı bir sakini ve doğası var. Geldiyseniz hepsini görmenizi tavsiye ederim.

2

KAOS

Bu şehrin bir diğer adı da kaos olmalıydı. O fancy yaşam alanlarından uzaklaştığınız an minibüste, trafikte, şehrin büyük pazarında her zaman bir kaos hakim. Güvenlik bu noktada her zamankinden daha önemli bir hal alıyor çünkü özellikle turistseniz, cüzdan, telefon ve kameralarınızla bir servet ediyorsunuz. Dikkat şart.

Fotoğraf ve video çekerken de dikkatli olmanızı tavsiye ederim çünkü hanlarda ve feribotlarda kamera yasak (neden hiçbir fikrim yok). Güvenliğe yakalanırsanız bunu para kazanmanın bir yolu olarak görüyorlar. Sizi korkutarak biraz rüşvetle salıveriyorlar.

Darusselam

Darusselam

Güvenlik o kadar büyük bir hadise olmuş ki tüm fast food restoranlarında şu uyarıyı görüyorsunuz; bu restoranın kasasının anahtarı çalışanlarında değil, dışardaki özel güvenlik şirketindedir. Otoparklarda aracınız sizin sorumluluğunuzdadır, evlerde bu ev x şirketi tarafından korunmaktadır, hatta iskelelerde riski göze alarak yürüyün yazıyor. Kimsenin başkasının sorumluluğunu hiçbir şekilde almadığı garip ortamlar kısaca 🙂

3

ALIŞVERİŞ

Dar’ın merkezinde bizim kapalı çarşıdan daha büyük, Eminönü’nden daha kalabalık, araçlarla pazar standlarının birbirine çarptığı, yüzlerce kıyafet dükkanı, binlerce rengin hüküm sürdüğü, her gün açık olan dev bir pazar var. Pazarlık sünnettendir diyerek giriyorsunuz; rengarenk elbiselerin, koca popolu mankenlerin, hırsızların, ev eşyalarının, elektroniklerin ve sokak yemeklerinin arasında kayboluyorsunuz. Bu arada gerçekten kayboluyorsunuz çünkü pazar, sokaklarca devam ediyor. Bu kaosa dayanarak bu alanı gördünüz mü, o zaman tebrikler, gerçek Dar’ı gördünüz demektir.

Alışverişin en çılgın attığı yerlerin birinden gelmiş olarak söylüyorum, ben hayatımda gerçekten bu kadar kıyafet görmedim. Üstelik sadece bu pazarda değil, sokaklarda, AVM’lerde, her yerde binlerce tekstil ürünü satılıyor. Otellerde verilen o terliklere kadar her türlü şeyi bulabiliyorsunuz.

Bu anlattıklarım şehrin merkeziydi. Biraz uzaklaşıp daha fancy alanlara geldiğimizde ise mimarisine hayran kaldığım, bildiğimiz AVM’lerden çok çok farklı AVM’lerle karşılaşıyorsunuz. En fazla 3 katlı, en üst katı ofislerden oluşan, daha çok güzel bir butik oteli andıran, Afrika’nın vazgeçilmezi rengarenk boyamalarla süslenmiş gezmesi bakması zaman geçirmesi güzel alanlar. Benim gibi tüketim yanlısı olmayan biri için bu cümleler kulağa garip geliyor ama yiğidi öldürüyoruz, hakkını veriyoruz sayın okur.

Darusselam

Darusselam

Darusselam

Darusselam

Konu mutfak alışverişine geldiğinde ise bir tespitimi paylaşmam gerekiyor. Tanzanya’da tarım çok verimli yapılmıyor dolayısıyla ürün hem az hem de az çeşitli. Yerliler çok fazla tarif seçeneğine bakmadan genelde hep aynı şeyi yiyor; pirinç, et, ıspanak (aslında ıspanak ailesinden epey lezzetli bir bitki türü). Bu sebeple marketlerin %80’i ithal ürünlerle dolu. 200 gr çekirdeğin veya popcorn’un 10 tl olduğu marketler hayal edin. Elinizi attığınız her şey fazlasıyla pahalı. Bu sebeple süper marketlerden uzak durarak manavlardan alışveriş yapmak daha mantıklı.

Kısaca Dar, Zanzibar gibi bir cennet değil ancak Afrika’nın gelişmekte ve şehirleşmekte olan yüzünün en belirgin örneği.