İş bu sıralar biraz stresli gidiyor, hayatta iyi kötü tümsekli bir yol gibi. Durup dururken minik bir tansiyon problemim oluştu, bu da biraz moralimi bozdu. Ama ne işe, ne yaşadığım üzücü olaylara, ne de 5’lere inen tansiyona yenik düşmek gibi bir niyetim yok. Bu yüzden yaklaşık bir hafta önce organize ettiğim Kapadokya seyahatimi ertelemedim. Şu an bu yazıyı hostelimin bahçesinden, havuza karşı oturduğum yerden yazıyorum. Hava muhteşem, uçağıma daha var ve en güzeli Pazartesi sendromu yok!

 

Dun buradaydim, bugun once hastane, ardindan maslak. Olsun, yaz uzun, planlar guzel 🙂 #summerproblems #vacation

A photo posted by cansu elter (@cansuelter) on

Gelelim Kapadokya’ya. Terör bu sezon tüm bölgeyi kötü vurmuş, bu sebeple en hareketli olması gereken dönemde bayaa sakindi, üzüldüm. Yaşananların üzerinden zaman geçtikçe korkulan ülke olmaktan umarım kurtulacağız. Bugünler de geçecek, her yeni sabah içimizi kan ağlatacak yeni bir haber duymadan uyanacağız, buna inanalım hep birlikte. Kapadokya diyordum, yine konudan saptım. 3 kelimeyle özetlemeden önce belirtmem gereken bir şey var. Kapadokya uçak biletleri çok uygun! Tercih edecekler için de yine çok uygun fiyatlı hosteller mevcut. Ben şu an kaldığım hosteli o kadar çok sevdim ki burada yaşayabilirim. (Belki bir gün) Gidilecek yerlerdeki mesafeler çok uzak bu sebeple ya araç kiralamak ya da turlara katılmak en mantıklı çözüm olacak. Ben tura katıldım. Iki farklı tur şekli var: Green Tour ve Red Tour. Green Tour daha geniş bir alanı kapsıyor, sadece bir tura katılma şansınız varsa onu seçin. Turları genelde hosteller satıyor, fiyatlar 100 TL. Hayat Maximum kredi kartı olanlara güzel çünkü her sene bir ay müzelere ücretsiz giriş sağlıyor. Tüm müzelere ücretsiz giriş yaptım (vallahi reklam yapmıyorum) Bu da tur ücretinizden düşülüyor. Bu küçük nottan sonra esas konumuza gelelim. İsterseniz bir dakikanızı bile boş durarak geçirmeyeceğiniz kadar çok aktivite olan bu bölgeyi 3 kelime ile özetleyelim.

KATPA TUKA

Katpa Tuka, yani Kapadokya, yani güzel atlar ülkesi. Bölgenin adı Farsça’dan geliyor. Buraya geldiğinizde aslında yapmanız gereken ilk şey aşık olacağınız atı bulmak, ardından onunla güzel bir vadi keşfine çıkmak. Bu geziler genelde güneşin batışını izleyebileceğiniz saatlerde yapılıyor. Atınız, yanınızda bir eğitmen eşliğinde patikaları ve tarlaları geçerek sizi bir tepeye çıkarıyor. Güneşi batırıyor, ardından çiftliğe dönüyorsunuz. Ben şanslıydım çünkü çok rağbet görmeyen 1 saatlik turu seçmiştim ve turun tek misafiri bendim ve rehberim deliydi ve delileri çok severim. Yerinizde olsam Kapadokya’ya geldiğimde onu bulur, onunla gezerim. Çiftliğinin adı Dalton Brother Horse Farm, delinin adı Ömer. Yol boyunca sorduğum bitmek tükenmek bilmeyen soruları yanıtladı, çok korkmadığımı görünce bir iki taktik öğretti, biraz da kendi çapımda hız yaptım. Birlikte Güllüdere ve Kılıçlar vadilerini dolaştık.  

  My precious ? #bestfriend   A photo posted by cansu elter (@cansuelter) on

Bu yolculuk sırasında atlarla ilgili epey şey öğrenmiş oldum. Örneğin aslanlar gibi atların da komünlerinde bir alfa oluyormuş ve diğer atlar alfayı sürekli takip ediyormuş. Dişi ve erkek atlar aynı çiftlikte barınamıyormuş. Ben kısrakların olduğu çiftlikteki 10 yaşında olan Asalet ile yola çıktım. Atlar insanları olduklarından 7 kat büyük gördükleri için itaat ediyorlarmış. Çiftlikteki atların çoğu yabani bir hayat yaşayan, tutulmuş atlardı. Herhangi bir yük taşımacılığı ya da tarla sürmek için kullanılmıyor, sadece insan taşıyorlarmış. Bu da onların bel kaslarının gelişmesini sağlıyormuş. Atlar bağlandıkları sahiplerine küsebiliyorlarmış. Ve daha bir dolu bilgi 🙂 Kimse şu ana kadar atın üstünden düşmedi mi diye soruyorum, at izin vermez diyor. Kimseyi tepmedi mi diye soruyorum, haliyle atın üzerindesin tepmesinden korkma diyor, peki sence benden hoşlandı mı diye soruyorum, hoşlanmasa kafanı ağaçlara sürter diyor 🙂 Kısaca biz Asalet ile birbirimize ısınıyoruz, hatta tüm yol boyunca onu öpücüklere boğuyorum. Canım Asalet.

Coolest creature ever! A photo posted by cansu elter (@cansuelter) on

To do list’inizin en üst sırasında güzel atlar şehrinde at sürmek olsun. Poponuz ertesi gün ağrıyacak, ben şimdiden uyarayım. 1 saatlik tur 70 TL, 2 saatlik tur hatırladığım kadarıyla 100 TL. Aynı zamanda meraklısına; Ömer 10 günlük at turları da gerçekleştiriyor. 10 gün boyunca at sırtında köyleri geziyorsunuz. Gerçekten yapmaya en erindiğim deneyimlerden biri. Ama şimdilik bu deneyimi aklımın bir yerinde rafa kaldırıyorum.

Kapadokya

Kapadokya

Kapadokya

Kapadokya

 TAŞ

Taş deyip geçmemek lazım. Kapadokya’nın her köşesi taş ama sorun bakalım bu taş nerden çıktı ve bu insanlar tarih boyunca bu taşlarla ne yaptı? İşte yaptığım turun sayesinde edindiğim bilgilerin birkaçı:  

 

Peri Bacaları Meşhur Peri Bacaları’nın hangisinin genç hangisinin yaşlı olduğunu öğrenmek için tepesine bakmanız yeterli. Eğer sivriyse genç, top gibi ise yaşlı olduğu anlamına geliyor. Neredeyse tüm vadilerde peri bacalarını görebilirsiniz. Gitmenizi tavsiye ettiklerim Güvercinlik Vadisi, Selime Manastırı, Ihlara Vadisi, Üçhisar ve Göreme. Minik ve horny bir not: Üçhisar Vadisi’ne aynı zamanda Aşk Vadisi de deniyor, sebebi ise buradaki bacaların penise benzemesi 🙂  

 

Derinkuyu Derinkuyu taştan “dev bir karınca evi” olarak düşünülebilir. Bu yer altı şehri, yüzeyden 55m aşağı kadar ulaşıyor ve 8 kattan oluşuyor. İçinde hayvan otlaklarından hapislere, kiliselerden mutfaklara kadar her şey bulunan çok klostrofobik bir mekandan bahsediyoruz. Peki insanoğlu manyak mıydı? Neden böyle bir yapı tasarladı? Sebep çok basit: Can korkusu.

Derinkuyu Kapadokya

Derinkuyu Kapadokya

İlk Hristiyanlar efendim, Konstantin’den kaçıyordu. Kaça kaça bu topraklara kadar geldiler. Sonra dediler ki bu böyle olmayacak, kendilerine dev bir yer altı şehri inşa ettiler, hem de 20 bin kişilik! İnşa ederken de hiçbir masraftan kaçınmadılar ve olası tüm saldırıları ve yaşamsal konuları düşünerek detaylandırdılar. Oksijen için dışarı açılan tünellerden işkence duvarlarına kadar tüm detaylar bu yer altı şehrinde ancak şehrin sadece %20’si açık. Sebebinin üzerindeki mülk sahiplerinin şikayeti olduğunu söylediler ama bilemiyorum artık bizden ne gizliyorlar 🙂

Derinkuyu Kapadokya

Derinkuyu Kapadokya

Derinkuyu Kapadokya

Derinkuyu Kapadokya

Derinkuyu Kapadokya

Derinkuyu Kapadokya

Bu şehirle ilgili beni heyecanlandıran bir diğer teori de aslında insanların bu şehri uzaylılardan korunmak için inşa ettikleri. Koca uzaylıyı bu mu durduracak ama ne bilsin allahın cahil medeniyeti 🙂 Hatta bu konu ile ilgili bir belgesel bile yapılmış, aşağı ekliyorum, çok acayip. “Aliens!” mimleriyle meşhur abimiz Giorgio Tsoukalos anlatıyor.

 

 

Özler Art Center Kapadokya’ya onlarca değerli taşın ham olarak ulaştığı ve işlendiği bir sanat merkezi var. Eğer taşların enerjisine inanıyorsanız mutlaka uğrayın. Ya da mücevher meraklısıysanız yine uğrayın çünkü el işçilikleri inanılmaz.

Özler Art Center Kapadokya

Özler Art Center Kapadokya

Özler Art Center Kapadokya

Özler Art Center Kapadokya

Özler Art Center Kapadokya

Özler Art Center Kapadokya

 BALON  

  Bu sabah gunesi selamladiniz mi? #goodmorning #mondayfunday   A photo posted by cansu elter (@cansuelter) on

Kapadokya’nın en büyük simgesi, insan yapımı olup da nasıl bu kadar güzel olduğuna anlam veremediğim balonlar. Ben oradayken bölge sakindi, Pazartesi günü balona binmek yerine balonları sabah 05:00’da uyanarak izlemeyi tercih ettim. Bulunduğunuz otelin terasından ya da seyir tepesinden izleyebilirsiniz. Gerçekten zamanın durduğunu hissediyorsunuz ve hayatta bu kadar güzel şeyler varken küçük şeylere takılmamanız gerektiğini düşünüyorsunuz. Bu büyülü an yaklaşık 1 saat kadar sürüyor. Binmek isteyenler için birçok balon firması seçeneği var ve fiyatlar 250 TL’den 130 euro’ya kadar çıkıyor.

Kapadokya Balon

Kapadokya Balon

Kapadokya Balon

Kapadokya Balon

 

Bonus: Saç Müzesi

Kapadokya’da dünyaca ünlü bir çömlek ustası var, ismi Chez Galip. Kendisi aynı zamanda bir yazar ve enteresan bir müzenin mimarı; saç müzesi. Yaklaşık 30 yıl önce aşk yaşadığı Fransız bir kadın ülkesine dönerken bir tutam saçını Galip’in atölyesinde bırakır. Ardından atölyede saçı görüp, hikayesini dinleyen tüm kadınlar saçlarından bir tutam bırakırlar. Kıl yün işlerinden hoşlanmıyorsanız yanaşmayın, çünkü bugün atölyede tahminen 4 milyon kadının saçı var, artık bunlardan biri de benim saçım hehe.

Saç Müzesi Kapadokya

Saç Müzesi Kapadokya

Hatta bu atölye dünyanın en ilginç 6. atölyesi olarak Guiness Rekorlar Kitabı’na girmiş. Saç bırakanlar arasında her 6 ayda bir çekiliş yapılıyor ve kazanan kişinin tüm masrafları karşılanarak Kapadokya tatili hediye ediliyor. İçeride fotoğraf çekimi yasak. Ben müzeyi ziyaret edip, ardından hemen altındaki atölyede çömlek yapmayı denedim (başaramadı)

Çömlek Atölyesi

Çömlek Atölyesi

Kısaca haaaaala gitmeyen varsa ayıp etmesin ve gitsin, yarın öbür gün bir turist sorduğunda başınızı yere eğmezsiniz 🙂