‘İleri gittiği sürece her yere giderim.’

David Livingstone; misyoner, gezgin, kahraman (kimine göre).

Hem Livingstone şehrine, hem Victoria nehrine isim babalığı yapan bu İngilizi, bu yazıdan ayrı tutmam mümkün değil. Keza asıl amacı Hristiyanlığı yaymak gibi görünse de bu adam hiç durmamış, keşfettikçe keşfetmiş, defalarca hastalanmış, yolda karısını kaybetmiş, yolda oğlunu kaybetmiş, yine de yeni nehirler, dağlar, tepeler, kasabalar, insanlar keşfetmekten vazgeçmemiş. Onun bu gezgin ruhu bana en basit tabiriyle ilham veriyor. Bazen de şöyle diyorum, kapat Cansu her şeyi, gir köylerin derinliklerine, kal oralarda aylarca, yürüyerek yol sür, yerel diller öğren. Ama işte cesaret sanırım bir yere kadar. Kendini dünyanın geri kalanından soyutlayamama, yalnız kalma hep bir korku. Sonrasında ne olacağı bilinmezlerle dolu. Bir gün belki diyorum, o kıvama geleceğim. Ama şu an için bir aslan tarafından yenmemek en iyisi. (Livingstone neredeyse yeniyordu, ağır yaralı atlattı.)

Gelgelelim bu şehri keşfeden David’in Livingstone’una. Zimbabwe’nin ardından Zambia’ya karayolu ile geçmeye karar verdim. Zambia’nın vizesi 50 dolar, ortalama bir fiyat diyebiliriz. 2  ülkenin sınırı bir köprü. Köprü boyunca devam edip Zambia sınırına geldiğinizde aslında 2 ülkenin neden ayrıştığını anlamiyorsunuz. Bu daha çok politik bir konu, o sebeple çok girmiyorum.

Livingstone bir turizm kasabası. Adı şehir ama bana sorarsanız kasaba. Güzel bir kraft ürünler pazarı, çeşit çeşit meyve sebze ve nedense battaniye bulabileceğiniz bir çarşısı var. Neredeyse %90’ı ithal ürünlerden oluşan süpermarketler aradığınız her şeyi, pahalı da olsa bulmanıza yardımcı oluyor. Burası ayrıca partileri ile de ünlü. Ama beyaz olduğunuzda girişe para vermeniz gerekiyor. Bir de dünyanın en mantiksız olayından bahsetmek istiyorum. Burada her yer mango ağacı. Yolda yürürken kafanıza mango düşüyor o derece. Toplaması da hiç zor değil. Ama nedense sokaklarda mango satmaya çalışan birçok kadın görüyorsunuz. Anlamadım, sordum, şanslarını deniyorlarmış. Saçmalığı bu ölçüde görmemiştim. Satabilen kimseyi görmedim, görseydim gidip tebrik edecektim.

zambia

Zambia

Burada önce Livingstone Backpackers adlı bir hostelde konakladım, ama nasıl desem, çok samimi bulmadım. Geceliği 12 dolar olan bu hostelden ayrılıp herkesin ayılıp bayıldığı Jollyboys Hostel’e gittim, yer kalmamıştı. Ben de en sonunda şansımı hostelworld’de gördüğüm, 9.7 puanlı Zinga Backpackers’da denemeye karar verdim. Geceliği 10 dolar olan bu hostel beni Coldplay ile karşıladı. Güzel giriş. Hostelde benim dışımda sadece 3 kişi kalıyordu. 1 gece kalacağım hostelde 4 gece geçirdim ve bir aile olduk. Zambia seyahatimi unutulmaz kılan bu insanlara çok şey borçluyum. Seyahati güzel yapan şey mekanlar değil, insanlar. Bunu yoldayken çok daha iyi anlıyorsunuz.

Livingstone Backpackers

Livingstone-Backpackers

Şehri minikçe tanıtmamın ardından gelgelelim burayı Livingstone yapan 3 önemli maddeye. Aşağıya yazıyorum, ve eklemeden geçemeyeceğim. Zambezi nehrine sınırı olan 3 ülkeden en çok keyif aldığım yer burası oldu. Afrika seyahatinize önerilerimle birlikte mutlaka ekleyin!

DEVIL’S POOL

Çok doğru yazmış bir ekşisözlük yazarı:

devil's pool

Devil’s Pool merkeze taksi ile 10 dakika uzaklıkta bir doğal parkın içinde yer alıyor. Taksi 10 dolar. Tur için 2 seçenek var. Ya 97 dolar verip feribotla gidiyorsunuz, ya 85 dolar verip yüzerek ve yürüyerek gidiyorsunuz. Kesinlikle yüzmeli olanı seçin. 15-20 dakikalık harika manzaralı bir yolun ardından sadece 1-2 dakika yüzerek Devil’s Pool’a varıyorsunuz. Fotoğraf çekmek isteyenler tur rehberinden rica ediyor, rehber kameraları güvenli bir şekilde havuza ulaştırıp fotoğraflarınızı çekiyor. Kalabalık bir grupsanız, havuz içinde belirli alanlarda koşullanıyorsunuz.

Devil's Pool - Zambia

Devil’s Pool – Zambia

Havuzun ne kadar korkutucu ve ne kadar güzel bir doğa harikası olduğunu anlatmayacağım, zaten anlatamam. Daha önce dikkatsizlik sonucu yakın zamanda bir ölüme sebep olmuş bu havuzda yüzerken dikkatli olmanız çok önemli.

Devil's Pool - Zambia

Devil’s Pool – Zambia

Havuzda yüzerken bacaklarınızi balıklar ısırıyor ancak bunlar zararsız ısırıklar, canınız yanmıyor.

Yerel halk bu havuza girmiyor. Spritüel inançları yüksek olduğu için şeytanın havuzuna girmeyi reddediyorlar. Aşağıda paylaştığım videoda havuzun korkutuculuğunu ve güzelliğini bir arada görebilirsiniz.

PARTİ

Parti deyince aklınıza sadece bar ya da club’lar gelmesin. Zambialı dans etmeyi seviyor. 3 kişinin bir araya gelmesi parti yapmak için yeterli bir sebep:)

Nehir kenarı, hostel, arabanın içi, köydeki dinlenme alanı, yerel bir pub, luks bir club. Siz nereye gitmek isterseniz parti orada (mekan olursa girişe kimse para vermezken siz vermek zorunda kalıyorsunuz, çünkü beyazsınız.)

BUNGEE JUMPING

Eğer cesaretiniz, vaktiniz ve 160 dolarınız varsa, Zimbabwe – Zambia sınırı olan köprüde 111m yükseklikte Bungee Jumping deneyimi yaşayabilirsiniz. Daha hard core’unu çok değil, 1 hafta önce Cape Town’da yaşadım, görmek isteyenler buraya tık tık