Uzun zamandır Cape Town’ın Muizenberg bölgesinde vakit geçiriyorum. Burada bir surf hostelinde gönüllü olarak çalışıyorum, burası yolda en çok şeyi bir arada öğrendiğim bir durak, bir yaz okulu gibi oldu aslında. Günlük hayat kısa dönemli bir yaz dizisi kıvamında Muizenberg’de; tasasız, mutlu, genç ve sıcak. Bir tek rüzgar var insanın sinirini bozan, havayı şehir merkezinden 8-10 derece daha soğuk hissettiriyor ama açıkçası çok da dert etmiyorum. Her gün okyanusla buluşuyorum, bu bana mutlu olmak için yetiyor da artıyor bile. Bu sıcaklık değişimi üşümeme sebep olmuyor hatta, hava o kadar sıcak, o kadar yazın ortasındayım.

Peki ne yapılıyor Muizenberg’de, ben neden bu kadar uzun zamandır burada sıkılmadan kalabiliyorum? Yeme içme konusunu dışında tutarak yazdım, o ayrı bir yazı konusu çünkü. İyi gazlar efendim, siz bu yazıyı okurken ben dalgalarla savaşıyor olacağım.

SURF 101

Muizenberg’in soyadı surf, insanların buraya gelme amacı bu su sporunu öğrenmek. Türkiye’den gelen biri olarak sadece kitesurf kavramına hakimken bir anda nasıl oldu da milli sörfçü oldum bilmiyorum (olmadım tabi ki şaka). Başta söyleyeyim, surf öğrenmek o kadar da zor değil, asıl zor olan iyi surf yapabilmek. Doğru surf tahtasıyla ilk dersten ayağa bile kalkabilirsiniz. Muizenberg’de kaldığım hostel gibi özel surf hostellerinde kalırsanız ders ve ekipman normalden daha ucuza geliyor. 3 saatlik ekipman kirasi 100 rent (surf tahtası ve wetsuit), dersi de birlikte alırsanız toplam 280 rent. Yok buraya günübirlik gelip dışarıdan surf tahtası kiralamak isterseniz, çeşitli surf dükkanları size yardımcı oluyor. Fiyatta 10-20 rentlik bir oynama oluyor sadece, çok da önemsenecek bir oynama değil.

Surfboard’lar üçe ayrılıyor; Long Board, Minimal Board, Short Board. Bir de body surfing var ki onu hiç anlamadım ben 🙂 İlk defa surf yapacaksanız seçtiğiniz surf tahtasının long board olması önemli. Ardından minimal board’a geçiş yapmak gerekiyor. Okyanus dalgaları da çok önemli bir konu. Eğer tek, uzun ve köpüksüz dalgalar görüyorsanız şanslı gününüzdesiniz demektir. Dalganın çok sık olması, çok köpüklü olması, çok kısa olması surf yapmayı negatif etkileyen etmenler.

Ama günün sonunda amaç eğlenmek, keyif almak. Ki okyanustaysanız zaten bunlar garanti.

MUIZENBERG MOUNTAIN

Görmemeniz imkansız, kocaman gövdesiyle Muizenberg Dağı hiking için harika bir rotaya sahip. Zorlayıcı değil, tüm gününüzü almıyor. Çıkış yaklaşık 1 saat, keyif için oturup manzaraya karşı bir bira içmek pahabiçilemez, dönüş yaklaşık 40 dakika sürüyor. Dağın tepesinde sahilden bakıldığında bir çerçeve görüyorsunuz, o noktanın adı St. James Peak. Solundan ilerlediğinizde ise Muizenberg Dağı’nın tepesine ulaşıyorsunuz.

Muizenberg Mountain

Bu dağa çıkacaksanız bunu tek başınıza yapmamanızı öneririm. Zaten hiking yolunun girişinde de bu uyarılarla karşılaşacaksınız. Uyarılar en az 4 kişi çıkmanızı öneriyor, sebebi yolun zorluğu filan değil, soyulma riski. Turistler için çekici bir nokta olması bu tarz talihsiz olayların yaşanmasına sebep olmuş. Yanınıza değerli bir şey almayın, yalnız olmayın, suyunuzu ve biranızı almayı unutmayın 🙂

CATWALK

Buraların meşhur yürüyüş yolu, tabiri caizse catwalk’u Muizenberg’den başlayıp St. James’de biten 3 km’lik St. James parkuru. Hint okyanusunun dalgaları yolun sol kısmını döverken derin düşüncelere dalarak bu yolda ilerleyebilir, St. James’in rengarenk kabinlerinin önünde poz vererek, doğal havuzda buz gibi bir mola vererek ya da ilerideki Danger Kumsalında güneşlenmeye karar vererek yolu bitirebilirsiniz.

Danger Beach

Tehlikeli bir yol değil, ancak her yer gibi hava karardıktan sonra buralarda dolaşmamakta fayda var. Hatta dolaşmayın, lafı dolandırmama gerek yok 🙂 Burası benim koşu parkurum. Mümkün olduğunca her sabah güne bu manzarayla başlamaya çalışıyorum ki kalanı mutlu geçsin. Gerçi buralarda her gün mutlu.

Muizenberg ile ilgili bir yazı daha paylaşacağım. Kalacak yer, yeme içme konularına hakim olun diye. Burası Cape Town’a gelirseniz atlamamanız gereken müthiş noktalardan biri.  Gelin, yüzün, surf öğrenin, hiking yapın, sevgiyle kalın.