İstanbul’da yaşayan insanlar için haftasonu için güzel bir tatil alternatifi Safranbolu. Tabi ki deniz tatili ya da gece hayatı arayanlar için uygun değil, ama farklı bir deneyim yaşamak için kesinlikle tavsiye ederim. İstanbul’u özledim mi, özledim orası ayrı konu 🙂 Bu tatilden aklımdan çıkmayan, ağzımda tadı kalan 3 şeyi paylaşıyorum aşağıda sizinle.

  1. Menciles Mağarası

200 milyon yıllık bir geçmişi olduğu söylenen bir doğa harikası görmek isterseniz doğru adres burası. 150 basamaklı, bence insanların abarttığı bir çıkışın sonunda Mencilis Mağarası karşınıza çıkıyor. Öncelikle mağaraya gündüz turistik bir gezi yapabilirsiniz, belli bir yere kadar 3 TL’ye girişe izin veriyorlar. Ama size tavsiyem mağara tırmanışçıları ile daha derinlere seyahat etmeniz. Biz 8 kişi olarak gece yarısı mağarada toplam 3 saatlik bir deneyim yaşadık. Tabi öyle spor ayakkabımı giydim hazırım gibi bir durum yok. Safranbolu’ya gelirken aşağıda gördüğünüz şeyleri aldık.

  • Öncelikle mağara eğitmenleri için rezervasyon
  • Mağara için özel ayakkabı
  • Kafa lambası
  • Eldiven

Screenshot_35

Mağara girişinde kaskınızı eğitmenlerden teslim alıyorsunuz. Yanınıza mutlaka ekstra çamaşır ve giyecek bir şeyler almanız gerekiyor. Hatta özel tulumlar giyen bir ekip biz girerken çıkıyordu. Mutlaka esnek hareket etmenizi sağlayacak bir şeyler giymelisiniz. Mümkünse şort ya da kısa herhangi bir şey olmasın. Diz yaralanmaları sebebiyle tavsiye etmiyorlar.

İçeri tertemiz giriyorsunuz ama baştan aşağı çamur içinde çıkıyorsunuz. Bu sebeple giyeceğiniz kıyafetleri buna göre seçin.

Screenshot_37

İçeride ne kadar yol alacağınız ekibin performansına bağlı. Ekipten bir kişi dahi kendini iyi hissetmiyorsa, yorulmuşsa, yaralanmışsa ya da korkmuşsa, tüm ekip gerisin geriye çıkmak zorunda. Bu bir mağaracılık kuralı gibi görülüyor ve hiçbir şekilde hiçbir ekibi riske atmıyorlar. Biz hayatında ilk defa mağara gezisi yapan bir ekibe göre hiç de fena bir yol almadık 🙂 Gidilen yol zaman zaman su birikintili, ama hep kayalık dolu. Sürekli dengenizi sağlamanız gerek, çünkü kayalar çok kaygan ve düşmeniz çok ciddi yaralanmalara sebep olabilir. Dediğim gibi her taraf kayalık ve yüzyıllardır oluşumunu devam ettiren sarkıtlar ve dikitler oldukça tehlikeli.

Bu arada mağara içinde minicik, tatlı yarasalar da var 🙂 Aman dokunmaya kalkmayın çünkü doğası gereği hastalık taşıyorlar.

Iyi geceler #goodnight #batman #iyigeceler

cansu elter (@cansuelter) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

  Mağara içinde hava hep 15 derece, yaz-kış değişmiyor. Mağaradan çıktıktan sonra hemen üstünüzü değiştirmeniz gerekiyor. Yoksa hasta olmanız çok muhtemel. Peki bu kadar manyaklığı neden çekiyoruz? Çünkü hayatınız boyunca bu mağaraların içindeki doğal güzelliği bir kere dahi olsa görmek zorundasınız! Her metre karesi çok büyüleyici, çok ilham verici. Şaka yapmıyorum, önünden geçtiğiniz her kaya parçasını başka bir uzaylı canavara benzetiyorsunuz. Benim gibi uzaylıları bekleyen bir insan için tam bir cennet hehe.   Screenshot_36 2- Manzara   Yurdumun dört tarafı evet cennet, bu cennetlerin turistik 3 lokasyonundan bahsedeceğim şimdi 🙂 Tokatlı Kanyonu, Kristal Teras ve İncekaya Su Kemeri. Bu 3 noktayı gezmek için çok büyük mesafeler kat etmenize gerek yok çünkü hepsi aslında yan yana.     Tokatlı Kanyonu doğayı sevenler için cennet, Karadeniz ormanlarına aşina olanlar içinse şaşırtıcı olmayan bir güzellik. Tüm kanyonu yüzlerce merdiven inip çıkarak gezebiliyorsunuz. Yer yer tatlı su balıklarını izleyebilirsiniz, yer yer oluşan doğal havuzlarda ayaklarınızı serinletebilirsiniz. Yol boyunca dağdan inen doğal su kaynakları ve oturmak (ve selfie çekmek) için düzenlenmiş banklar var. Yolun sonunda ise çok da hoş görünmeyen bir tesis (Serdar Ortaç çalıyordu) ve ta inme deneyimi yaşayabileceğiniz bir çiftlik var. Benim için tertemiz havayı solumak, tertemiz sulardan içmek ve fotoğraf çekmek adına çok iyi bir yolculuktu.     Screenshot_5   Screenshot_3 Screenshot_15 Screenshot_18 Kristal Teras yerden 80 metre yükseklikte yapılmış, 11 metrelik cam bir dağ balkonu 🙂 Üzerinde durmak heyecan veriyor çünkü onlarca metrelik bir uçurumdan aşağıyı görebiliyorsunuz. Ve sallanıyor, kalbi olana tavsiye etmem 🙂 Anladığım kadarıyla buranın işletmecisinin akıllıca bir pazarlama hareketi. Manzarası pek güzel, zaten biraz önce bahsettiğim Tokatlı Kanyon’unu izliyorsunuz. Hemen yanında bulunan cafe’de vakit geçirebilirsiniz, ben cafeden ziyade yeşillikte oturup izlemeyi daha çok sevdim. Toprak candır 🙂   

Risk budur #safranbolu #kristalteras cansu elter (@cansuelter) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Screenshot_4

İncekaya Su Kemeri yukarıda bahsettiğim 2 mekanın biraz ilerisindeki dev bir kemer. Üzerine çıkma hevesiyle koşa koşa gittim ama yasakmış. Gizlice giren 2 kişiyi öncesinde fotoğraflamıştım. Onlar 250 TL cezalarını yerken ben de onlara bakıp gazoz içtim 🙂 Neyseki kemerin üstü olmasa da hemen altındaki kısım askeriyenin kapatmadığı kısımdı da, oradan arkasına geçip, kanyonun kalanını izledik. Issız, yemyeşil, mis gibi uzanan bir yol hayal edin. Ve gidip, kemerin arkasındaki vadiye uzun uzun bakın.

Screenshot_1

Goat issue

cansu elter (@cansuelter) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

  3- Tarihi Yapılar  Safranbolu demek, tarihi 20. yüzyıla dayanan, cumbalı, ahşap ve taşı en uyumlu hali ile gördüğümüz evler demek. Şehrin tarihi dokusu o kadar güzel ki her evin önünde durup fotoğraf çekmek istiyorsunuz. Özellikle konakları ziyaret etmenizi öneririm. Biz kalabalık bir grup olarak gittiğimiz için bir konağın tamamını kiraladık. Hem sahipleri çok misafirperverdi, hem de odaları çok güzeldi. Sabahları konağın yanından geçen akarsuyun sesi ile kahvaltı ettik. Konağın hemen arkasındaki arı çiftliğini keşfettik. Ahşap bir evde uyumanın hissi gerçekten çok başka. Screenshot_34 Screenshot_19 Screenshot_9 Screenshot_10 Screenshot_12 Screenshot_13 Screenshot_14 Screenshot_16 Screenshot_11

???? cansu elter (@cansuelter) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Gunaydin, safranbolu cok guzel #safranbolu

cansu elter (@cansuelter) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Sadece konaklar değil, şehrin tarihi çarşısı da çok güzel. Çarşı birkaç bölüme ayrılıyor. Benim en çok dikkatimi çeken demirciler çarşısı oldu. Anahtardan savaş baltasına kadar aklınıza gelebilecek her şey var.

Screenshot_26

Çarşıda tekstilden gıdaya kadar birçok ürün var. Çoğu turistik olsa da gezmesi eğlenceli. Tam ortasında bir cami avlusu ve dinlenmek için cafeler var. Ve tabi, bölgeye ismini veren Safran’ı da unutmamak gerek.

Screenshot_23

Screenshot_30

Screenshot_29