EVSİZLİK. Çok planlı gezdiğim söylenemez. Kalacağım yeri genelde bir-iki gün öncesinde ayarlıyorum. Spontane olmak her zaman daha iyi ama Afrika’da sezon yavaş yavaş başlıyor ve her şeyin fiyatı artıyor. Buna aymam zaman aldı.

Kaldığım hostelden çok hoşlandığım söylenemez, sahipleri biraz, nasıl söylesem, kabalar. Afrika’da kolay kolay bulamayacağınız cinsten bir kabalık bu. Ama çoktan ödemesini yaptığım için 3 günüm burada geçti. Backpacker hostellerinde bulacağınız samimiyet burada yok. Ortam gergin, ortam garip. Ama günün sonunda yataklarda sineklikleri var ve bu bile bana ziyadesiyle yetti.

zambia

Neyse ki burada son günüm de bitti ve workaway.info’dan ayarladığım gönüllülük projesi için projenin sahibi amca ile buluşmak için hostelden çıktım. Bir cafe’de buluşmayı teklif eden amca ile söylediği saatte buluştuk. Amca bir garipti, birkaç telefon görüşmesi yapacağını, biraz oturmamız gerektiğini söyledi. Bense terlemiş ve çalışmayan havalandırmanın verdiğı gerginlikle etrafıma bakınıyor, bir an önce gitmek için can atıyordum. Gönüllülük çerçevesinde yapılacak şey ağaç dikmek ve ekibin sahip olduğu kreşteki çocuklarla ilgilenmekti. Doğa sevgime ve biyolojik saatime çok uyan bu iş için sanırım biraz fazla heyecanlanmıştım. Bir an önce çiftliğe gitmek, odama yerleşmek, tekrar tekrar yerleştirmekten nefret ettiğim çantamı etrafa saçmak ve bir duş almak istiyordum. Hem belki orada bir french press bile bulabilirdim ve günü güzel bir kahve içerek kapatabilirdim. Afrika, doğa, çocuklar üçgeninde ne kadar mutsuz olabilirdim ki? Hem de kaldığım hostelde bu kadar kötü bir deneyim yaşamışken.

Ama işler her zaman mükemmel gitmiyor.

Projenin sahibi amcadan bir anda bir iletişim sorunu olduğunu, sayfalarını güncellemediklerini ve koşulları değiştirdiklerini öğrendim. Israrla neden daha önce haber vermediğini sorduğumda amca büyük bir baskı altında olduğunu söyledi. Yaptığı hoş değildi evet, ama tatilde olan o değil, bendim. Ve bir Afrikalıyı kötü hissettirmek yapmak isteyeceğim son şeydi. Eyvallah dedim amcaya, ben gideyim o zaman.

Gideyim ama nereye gideyim? Hiç hoşlanmayarak çıktığım o hostele geri mi döneyim? Asla! Gel gör ki internetim yok, onu geçtim şarjım yok ve tüm şehirde elektrik yok (bu çok sık olan bir şey)!

YORGUNLUK iyice bastırdı. Bu sebeple üzerimde 15 kilo eşya bildiğim nispeten daha iyi bir hostele direkt olarak gittim ve BAM, hiç yer yok 🙂 Ama şanslıyım ki jeneratörleri var ve bu bana internetten uygun bir hostel bulmamda yardımcı oluyor, ama bu sırada hava da ziyadesiyle karanlık ama ben cimrilik yaparak yürürüm yea diyorum. Belki de hayatımın hatası olacak ama şanslıyım, sokak lambası olmayan ıssız bir yolda 45 dk boyunca yürüyorum ve başıma bir şey gelmiyor. Evime vardığımda tanıdık bir ses duymak çok hoş: Coldplay beni karşılıyor. Ahanda diyorum, belki de bunların hepsinin sebebi buraya gelmekti.

zambia

Sakin bir hostel, huzurlu bir grup insan ve yerel bira. Bir insan daha ne ister ki? Cevap çok kolay; atlayacak bir havuz. Hemen atladım tabi, meraklanmayın.

zambia

YALNIZLIK. Bu his insanın yolda belki de başına gelecek, aşması gereken en önemli şeylerden biri. Bu dünyada çözümsüz hiçbir şey olmadığını biliyorum ama o an, o bir anda çok yalnız olduğunuzu fark ettiğiniz an gerçekten gözlerinizi dolduruyor. Tüm karabasanlar bir anda üzerinize geliyor ve düştüğünüz duygusal yoğunluk sizi herkesten uzaklarda olmanın bir hata olup olmadığını düşünmeye zorluyor. İnsanoğlu yalnız yaşamaya evrilmemiş, bu yüzden bu duygu bir anda etrafımı sardığında baş edene kadar biraz gözlerim doluyor. Ama bir anda kendime geliyorum ve şöyle diyorum: Cansu delirme. Yaşadığın hayatın güzelliğini hatırla. Hatırladım. Bu hayatta kendime verebileceğim en güzel hediye olan bu yolculuk için daha öncesinde yaşadığım her şeye minnettarım. Zor bir günü atlatmam o kadar zor olmamalı.

Bir tek canım annemi bu kadar özlemesem keşke.